Uçakta Hangi Güneş Gözlüğü Takılır?

Esasen konu sanıldığından daha derin ve önemli bir konu. Konu direk güneşin maruz bıraktığı zararlı ve radyasyon içeren ışınlar ile alakalı. Gözlerimize ve vücudumuza büyük zararlar verebilecek etkilere dikkat etmek gerekiyor. Diğer yandan belirtmekte fayda görüyorum. Güneş gözlüğünü uçakta takan tipleri gördüğünüzde ” Artiste bak ya ! Uçakta takmış güneş gözlüğünü. Ne adamlar var ya..” demeden önce bu garip konu hakkında bilginizin olması gerektiğini söyleyebilirim. Ben de daha önce aynı yorumları yapabiliyordum. Bir çok kez uçakta güneş gözlüğü ile gezinen tipleri görünce konuyu araştırmaya koyuldum. Ve nitekim en net bilgilere ulaşarak bu yazıyı yazmaya karar verdim. Ebeveynlere de faydalı bir yazı olduğunu düşünüyorum. Uçakta çocukların ” Bir an önce kapalı camı açıp, dışarıya bakma ” içgüdüsü konusundaki isteklerine, nasıl cevap vereceğinize dair bilgi birikiminiz olmuş olur. Konuyu önce Güneş gözlüğünün bizi nelerden koruduğuna değinerek ele alalım.

Güneş Gözlüğü bizi uçakta nelerden korur?

Öncelikle sert güneş ışığının etkisini alarak görüş netliğini artırır. Pilotlar için bu yolculardan daha önemlidir. Ayrıca; bunu bilmiyor olabilirsiniz ama, ani basınç kayıplarında uçağın içinde uçuşan  tozlar hareket ederler. Bu hareketleri normal bir hareket değildir. Çok hızlı bir şekilde hareket ederler. Zerre düzeyinde bulunan bu tozlar göz çeperine yapışırlar. Sürekli bu etkiye maruz kalan insanlarda ciddi göz rahatsızlıkları oluşturur. Güneş gözlüğü, tampon görevi görerek bu zerrelerin güneş gözlüğünün camına çarpmamasına sebep olur. Mikron düzeyde yaşanan bu etkileşim güneş gözlüğü ile bertaraf edilir. Ayrıca yüksek irtifada parlak güneş ışığına maruz kalan gözlerde karanlık adaptasyonu süreci uzar. Güneş gözlüğü bu süreyi kısaltır ve adaptasyon sürecini doğru yönetmenizi sağlar.

Karanlık adaptasyonu ,Prenses Diana suikastinde göze çarpan bir konuydu. Araştırmanızı tavsiye ederim. Şöförün gözüne parlak beyaz bir ışık tutuldu ve şoförün karanlık adaptasyonu süreci uzatıldı. Geçici körlük yaşatılarak operasyon üzücü bir şekilde başarıya ulaştı.

 

Güneş Işığına Maruz Kalmak ne gibi sonuçlar doğurur ?

Güneş ışığına sürekli marus kalan insanın; güneş yanığı, cilt kanseri, katarakt, makula dejenerasyonu, alerji gibi ciddi cilt ve göz hastalıklarına yakalanma riskinin olduğunu unutmamak gerekir. Dünyamızı çepe çevre saran atmosferin zararlı Gamma ve X ışınlarını süzerek bize iletme gibi bir görevi var. Bunu ilkokul çağlarında hepimiz öğrendik ve biliyoruz. Buna rağmen infrared (IR) ve ultraviole (UV)  radyasyonu yüksek iritafada uçağın yansıtıcı yüzeyleri sayesinde enine yansıma ile bizlere ciddi zararlı etkiler oluşturabilir. Uv(A), Uv(b) ve en zararlısı olan Uv(C) ışınlarına maruz kalmak ciddi rahatsızlıklar oluşturur. Uv(C) ışını dünyamıza Ozon tabakasından emilerek gelir.

Uv ışınlar sürekli maruz kalmamak ile birlikte; ara sıra da maruz kalındığında, birikerek etkisini sürdüren ışınlardır. İlk uçuş deneyimizde zarar görmeseniz bile 10 – 15 uçuştan sonra bu ışınların etkisi toplarak size zarar verir. UV ışınlarının en zararlı kısmı da bu sinsiliğidir. Vücutta birikme eğilimidir. Ultra Viole ışınlarına maruz kalma oranının her 1000 ft de % 5 oranında artığını bilmek gerekir. Bu önemli bir orandır ve size ciddi zararlar vermektedir.

Nasıl bir güneş gözlüğü kullanmak gerekir?

Güneş gözlüğü takan pilotlara ” Paraya bak be.. Ne güneş gözlüğü takıyor adam ! ” demeden hemen önce siz de bir güneş gözlüğü alın derim. Bu gözlük; Amerikan Optometri Birliği’ne göre yüzde 99-100 UVA ve UVB koruması olan güneş gözlüklerinden olması gerekiyor. Size marka ve model vermem yanlış olur. Fakat; cam, plastik, CR-39 (Cr-39 un anlamını aşağıda açıkladım) plastik ve polikarbonat materyallerden üretilmiş güneş gözlüklerini tercih etmenizi öneririm.

Güneş gözlüğü konusunu biraz daha detaylandıralım.

Gözlük camı malzemesi itibari ile; maruz kalınan güneş ışığını en az %70 en fazla % 85 oranında engellemesi yeterlidir. Daha fazla oranda güneş ışığını engellemek görme keskinliğini azaltacaktır. Pilot arkadaşların zaten bu konuda bilgileri var. Yolcuların tercihi ise, tamamı ile kendi durumları ile alakadar birkonu aslında. Pilot da olsanız, yolcu da olsanız, sonuç olarak uçak içinde yazılı materyalin okunmasını ve görsel uyarıları takip etmenizi zorlaştıracaktır.. Günümüz teknolojisi ile gözlükler; Taç camı, CR-39â  monomer plastiği ve polikarbonat plastiği olmak üzere 3 üründen üretilmektedir.

Cam mercekler doğal malzemeden üretildikleri için odaklama konusunda en etkin merceklerdir. Ayrıca çizilmeme eğilimi daha yüksektir. Gramaj olarak daha ağır oldukları için tercih sebebi değillerdir. Darbe anında, plastik malzemeye göre daha dayanıksız oldukları için çabuk kırılırlar.

Polarize camlar, yatay yüzeyden gelen ışığı ve parlamaları engellerler. Örneğin bir uçak kanadından yansıyan ışığı maskelerler. Fakat olağan trafikteki “gör ve kaçın” (see-and-avoid) zamanını da azaltabilir. Camlar gibi anlık etki görüntüsü oluşturmazlar. Polarize özellik içeren camlar parlaklık önleyen filtreleri kullanan cihazları da net  görmemenize neden olabilir. Belirtmeliyim ki, Pilotlar için  her koşulda uygun bir malzeme değildir.

Anti refle kaplamalar çok berrak görüntü sağlarlar. Fakat malzemeleri yapısı itibari ile emilimi yüksek malzemelerdir. Bu nedenle sıvı emilimi nedeni ile temizlik ve hijyen açısından iyi değildirler. Su ve yağ gibi, günlük hayatta maruz kaldığımız sıvıları emerek iç yüzeyine çektikleri için sürekli temizleme ihtiyacı gerektirirler. Günümüzde bu emilimi engellemek üzere de kaplamalar geliştirilmektedir. Etkinliği tartışma konusudur.

Fotokromatik camlar güneş ışığında, sıcakta ya da  UV ışınlarına maruz kalındığı anlarda otomatik olarak kararma gibi bir özelliği vardır. Daha az ışıkta da rengi otomatik olarak açılır. Bir yolcu için uygun düşebilecek bir ürün olsa da pilotlar için yine her koşulda uygun değildir. Az ışıklı ortamda pilotun kokpit bünyesinde görseli okuma ve ekranı görme eğilimini zorlaştıracaktır. Özellikle bulut içinde ve gece uçuşlarında görüş netliğini azaltabildiği tespit edilmiştir.

Plastik mercekler en mükemmel optik özelliklerle donatılırlar, hafif  ve kırılmaya dayanıklı olmaları sebebi ile tercih edilir. Ne yazıkki çizilmeye dayanıklı değildir.Kaplamalarda çok fayda etmez. Muhakkak çizilirler.

Polikarbonat plastik mercekler CR-39’ dan daha hafif malzemelerdir. Piyasada bulabileceğiniz kırılmaya en dayanıklı mercek Polikarbonat Plastik merceklerdir.  Yüksek bir refraktif (açıklaması aşağıda) düzeltme gerektiğinde, yansıtma-önleyici kaplama eklenmediği takdirde CR-39’dan daha kötü optik niteliklere sahiptir. Polikarbonat mercekler daha güçlü bir çizilme-önleyici kaplamaya sahiptir ve yapılarında morötesi koruma özelliği taşırlar. Sonuç olarak cam ve CR-39 plastik materyaller yüksek optik kalite gösterirler; polikarbonatların ise daha hafif ve darbelere dirençli olma avantajı vardır.

CR-39 nedir ?
CR-39 bir polikarbonat lens türüdür. 1970’lerin başlarında Gentex Corporation ilk polikarbonat lensleri iş güvenliği gözlüklerinde kullanılmak üzere piyasaya sunmuştur.

Retraktif Nedir?
Kelime olarak “kırılma” anlamına gelir. Fizik prensip olarak, ışığın bir ortamdan diğerine geçişte açısını değiştirmesi ve hızında değişiklik olması anlamında kullanılır.

Gözlük camları hangi renk olmalıdır? 

Renk algılanmasını en az değiştiren renk Gri renktir. Gri renkli camlar ile renk algısı en az düzeyde değişir. Pilotlar genelde gri-yeşil ve kahverenginin parlaklığı arttırdığını, ışık dağılmasını (mavi-mor) azalttığını, böylece sisli ya da puslu ortamlarda kontrastı arttırdığını belirtmişlerdir. Ayrıca; sarı, amber ve portakal renkli camların daha kısa dalga boyundaki ışıkları (maviyi) elimine ederek görmeyi keskinleştirdiğini de söylerler. Bu konuda kanıtlanmış bilimsel bir çalışma yok. Dahası bu renkler, çarpışma önleyici ve yönlendirici yeşil ve kırmızı sinyallerin ayırt edilmesini güçleştirir. Sonuç olarak gri, gri-yeşil ve kahverengi, pilotlar için en uygun güneş gözlüğü cam renkleridir.

Ben bir pilotum. Hangi gözlüğü kullanmalıyım?
Ayrıca pilotların hangi türden güneş gözlüğü kullanması konusu oldukça detaylı bir konu. Bu konu hakkında ciddi araştırmalar yaptım. Güzel bulgular edindim. Bu konuda yardımıma Amerikanın Fedaral Aviation Administration (Fedaral Havacılık Dairesi) departmanın yayınladığı pdf dosya oldukça yararlı bilgileri içeriyor. Daha detaylı bilgiler almak istiyor iseniz; Ronald W. Montgomery, B.S ve Van B. Nakagawara, O.D. ile iletişime geçebilir ve merak ettiğiniz tüm bilimsel çalışmaları sorabilirsiniz. İletişim için (405) 954-4831 nolu numarayı kullanabilirsiniz. Ayrıca; bilgisinden oldukça fazla yararlandığım Prf. Dr. Muzaffer Çetingüç’ e teşekkür ederim.

Copyscape DMCA Copyright Detector korumasi altindadir

Yazar: Aytaç Engin

Ben, blog sahibi ve yazarı Aytaç Engin. 1985 Rize/Çayeli doğumluyum. Ayrıca, Profesyonel olarak internet ile ilgileniyor, araştırıyor, öğreniyor ve öğrendiklerimi sizlerle paylaşıyorum.

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar


*